Hasankeyf Alevler İçinde

Hasankeyf Alevler İçinde

 

Kalenin üstü boğucu bir duman kaplamıştı. Yakıcı bir alev kalenin duvarlarını tırmandırıyordu. Alevlerden yükselen duman Hasankeyf üstünde bir bulut tabakası oluşturuyordu. Tam kalenin karşısında insanlar oturmuş, yanan bir tarih değilmiş gibi, keyifle çaylarını içip izliyorlardı. Vizyona yeni girmiş bir sinema filmi izler gibi izliyorlardı.

Yanan Hasankeyf Kalesi, bir yıkımın sonucuydu.

Başlangıç değil.

Duyarsızlığın, yıkımına göz yumanların, sahip çıkılmamasının sonucuydu. Kendisi alevler içinde yanarken, karşısında resim çekenlerin duyarsızlığı, hiçbir şey yapılmamasının sonucuydu. Yanan bir tarih, eski bir mezarlık, 12 bin yıllık tarihi bir kentti. İnsanlığın medeniyetle buluşmasına beşiklik eden, tarihi bir kale yanıyordu. Kendisine sahip çıkılmadığı gibi, alevlerin arasında da yanmasına da öylece kendisini yalnız bırakılıyordu.

Günümüzün teknoloji nimetlerinden biri de herkesin potansiyel fotoğrafçı olmasından dolayı, sadece kendisine bakıp resimler çekip, sosyal medya hesaplarından paylaşmalarından başka hiçbir şey yapılmamasının sonucunda, bir tarih göz göre göre alevlerin arasında yanıyordu.

Kültürüne, diline, inancına sahip çıkmayan hangi millet olursa olsun, yok olmaya mahkumdur. Hasankeyf sıradan bir yer değildir. Sıradan bir yer olmadığı için, özellikle bazıları tarafından yıkılmaya, yıkmaya, yok etmeye, suyun altına gömülmeye çalıştıkları gibi yakmayı da başardılar.

Baraj kararını verirken, benliğini para için satanların ses çıkarmaması normal bir şeydir. Ancak aydınlar, sanatçılar, sözde çevreciler, duyarlı olan insanlardan ya hiç ses çıkarmadılar ya da yeterince seslerini duyuramadılar. Daha sonraki aşamalarda da farklı bir uygulama olmadı. 12 bin yıl tarihe meydan okumuş, birçok kez saldırıya uğramış, yıkılmaya çalışılmış ama bir şekilde ayakta kalmış olan Hasankeyf, suyun altına gömmek isteyenlerin hiç de iyi niyetli olduklarına inanmadığımız gibi, kendileri de kötü niyetlerini gizlemediler. Koca bir tarihle birlikte, büyük bir coğrafyayı da suyun altına gömme planını devam ettiler.

12 bin yıllık tarihle birlikte koca bir coğrafyada suyun altında bırakılıyor. Enerji elde edecekleri yalanıyla veya öyle bir bahane ortaya atıyorlar. Ancak söz konu coğrafya da daha az maliyetle, suyun altına bırakılmadan da, daha çok enerji elde edilebilirdi. Ancak söz konusu coğrafyayı suyun altında bırakılarak kontrol altında tutacağına inanıyorlar.

Hasankeyf yanarken, kendisini yalnız bıraktığımız gibi, son kalıntıları da yanarken yine kendisini yalnız bırakıyoruz. Sadece konuşuyoruz, yazıyoruz, karşısında durup çaylarımızı yudumlarken resim çekiyoruz.

Bir gelin gelip, Hasankeyf manzaralı anı fotoğrafı çekiyordu. Kendilerine anı olarak kalacak olan resim de yanan bir tarih vardı. Sözde gelecekte çocuklarına gösterecek olan resim de aslında hiç de geleceği düşünüyor gibi bir tablo olmadığını belki anlayacaklar, belki de hiç anlamayacaklar. Geçmişine sahip çıkmayanlar, gelecek günlerin daha güzel olacağının hayalını kurarlarsa, hayal kırıklığına uğrayacakları kesindir.

Hasankeyf’e karşı bu kadar suçlar işlenirken, art niyetli olanların yanı sıra, tarih kendisini koruyormuş gibi davrananları da affetmeyecek. Birinci sorumlu olan Türk hükümeti yönetenlerdir. Hükümeti yöneten yetkililerin kapılarında, ne zaman kim eylemler yapmış. Türk meclisin kapısında kim ısrarla “bu katliamı yapmayın” diye istekte bulunmuş. Barajın yapımına yurt dışında kredi veren bankaların kapılarında kim isyan etmiş ki. Dünya tarihi koruma kuruluşların yetkileriyle kim ne kadar konuşmuş ve etkili bir eylem yapmış. Dünya mirasını korumakla görevli olan kişilerin kapılarında kim ne etkili bir eylem yapmış. Ya hiç kimse hiçbir şey yapmamıştır. Ya da yaptıkları eylem etkili olmamıştır. Eylemi yapanların sayıları çok az olduğu için, kimse ciddiye almamıştır. Yeterince talep görmedikleri için, gönül rahatlığıyla 12 bin yıllık tarih suya gömülecektir.

Tarihe meydan okumuş, 12 bin yıl ayakta kalmış, Moğolların istilasından yaralı olarak kurtulmuş olan Hasankeyf, duyarsız sahipsiz kaldığı için, son kalıntıları da alevler arasında kalmışken, kendisi sessizce suya gömülecektir.

Hasankeyf Kalesi alevler arasında yanarken, yanan sadece bazı ahlaksızların dediği gibi, bir kaya ve taş parçasından ibaret olmadığını da bilmekte yarar var. Hasankeyf yanarken, insanlık yanıyor, tarih kül olup toprağa karışıyor. Kültürüne, diline, geçmişine ne kadar bağlı olduklarımızı bize gösteriyor. Kürt düşmanlığı yapanların, sadece insanlığa karşı suç işlemediklerini gösteriyor.

Bir tarih yanarken sessiz kalanlar, en az diğerleri kadar suçlular.

Her zaman savunduğum felsefe, “hiçbir zaman hiçbir şey için geç değildir, umutların tükendiği an da bile mutlaka bir çözüm yolu vardır”. Önemli olan o çözüm yolu bulmak. Tüm başarılara giden yollar, gerçekçilik, samimiyet ve etkili davranmaktan geçer. İhanet, ikiyüzlülük, çekingenlik ve korkaklık başarısızlığın ana sebepleridir.

 

Mahsun Yiğit 21.07.2019