Politik Yazarlar ve Ahlak

Politik Yazarlar ve Ahlak

Politik Yazarlar ve Ahlak

Aksini söylemek; insanlığa ihanet olarak kabul gördüğüm bir gerçek vardır. Bir ülkeyi esir almak için, kılıç ve tanklar olmadan da eğitimle kolayca işgal edilebilir. Bir ülkenin eğitim sistemi çöktüğünde, bir başka ülke tarafından işgal edilmiş demektir.

Eğitim sisteminden sonra en büyük ve belirleyici unsur hukuktur. Eğer hukuk sistemi basiretsiz siyasetçilerin himayesine girerse, zaten ülke işgal edilmiştir. Siyasetçiler her zaman satın alınabilir, ama hukuk sistemi buna engel olması gerekiyor, eğer hukuk sistemi; siyasetçilerin keyfîlerine göre kararlar alınırsa, gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkeler veya diktatörlükle yönetilen ülkelerin başında olan sözde liderlerin hepsi ama hepsi, yaptıkları tüm başarısızlıkları dış güçlere bağlayacaklardır. Sözde liderlerden hesap soracak bir hukuk mekanizması olmadığında, rahatlıkla dış güçler yalanının arkasına saklamaya devam edeceklerdir.

Eğitim sistemin ne kadar kötü durumda olduğunu, hukuk sistemi de siyasetçilerin güdümünde olduğunu halka göstermek veya halktan saklama görevi de şüphesiz medyaya düşmektir. Ancak medya da siyasetçilerin amacına hizmet ediyorsa. Bana göre yapılacak bir şey kalmamıştır.

Eğitim sistemi çökmüş, ekonomi batmış, siyasetçiler satılmış, hukuk sistemi tükenmiştir. Böyle bir durumda bir ülkenin, kağıt üzerinde sınırları beli olabilir. Sınırları beli olan her yere bayrağını dikebilir. Ama bana göre, o ülke batmış, işgal edilmiş ve bölünmüştür. Fiziki olarak bölünmemiş olabilir ama zihniyet olarak bölünmüştür.

  1. Eğer sözde içişleri bakanı; doğrudan yüz kızartıcı işlenmiş bir davaya taraf oluyorsa,
  2. Yüz kızartıcı işlenmiş bir suçun karşında hukuk sistemi kararı evrensel hukuka göre değil de, kokuşmuş siyasetçilerin isteklerine göre karar veriyorsa,
  3. Sözde bir yazar, faşist milliyetçi kesimin gururlarını okşamak için, bir kişi üzerinden, koskocaman bir şehri ahlaksızlıkla suçluyorsa,
  4. Hukuk sistemi onun güdümünde olmasına rağmen; milletvekillerin hakkında her hangi bir işlem yapılamazken, çeteleri milletvekillerin üzerine saldırıyorlarsa, (geçmişte bunun örnekleri çok yaşanmıştır. Sokak ortasında milletvekilleri dövdürürken, elleri kırdırırken, yine çeteleri tarafından infaz edildiğini unutmuş değiliz)
  5. Sorsan bölge halkını korumak için geldiğini söyleyenler; bölge halkı için asıl tehlike kendileri olduğunu arkadaşlarıyla yaptıkları yazışmalarda ortaya çıkıyorsa,
  6. Ülke toprakları karış karış satılıyorsa,

Ülkenin batmadığını, ahlaken çökmediğini, devleti yöneten siyasetçilerin satılmadığını, hukukun olmadığını, diktatörlüğe yaranmak için bir kısım yazarların ahlaksızlaşmadığını, medya kuruluşların bütün bu yaşananların vebali kendilerinde olmadığını kim söyleyebilir ki.

Devlet yönetimi anonim bir şirket gibi yönetildiğini, arsızların, hırsızların, tecavüzcülerin, çetelerin itibar gördüğü durumu ortadayken, halen bazı kişi ve kesimlerin dış güçlerden söz etmelerine söylenecek söz bulamıyorum.

Mahsun Yiğit 03.09.2020